Yavuz Ağıralioğlu ''resmî dilin yanına bir dil olmaz''

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 86 milyon Türk milletindendir. Resmî dili Türkçedir. Anayasa vatandaşlığı hasarlayamaz; resmî dilin yanına bir dil olmaz” diye konuştu.

Yayınlanma Tarihi : Google News
Yavuz Ağıralioğlu ''resmî dilin yanına bir dil olmaz''
Reklam

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 86 milyon Türk milletindendir. Resmî dili Türkçedir. Anayasa vatandaşlığı hasarlayamaz; resmî dilin yanına bir dil olmaz, bayrağın yanına bir bayrak, başkentin yanına bir başkent olmaz, olmayacak. Bunun harici, demokrasimizin sorunları var, konuşacağız. Biz terörden medet ummuyoruz. Sizin teröristten medet ummanıza kızıyoruz. Barışacağız diye bir şey söyleyip iktidarın bizi PKK ile barıştırmaya heves etmesine kızıyoruz. Biz Kürtlerle küs değiliz, PKK ile de barışmayacağız” diye konuştu.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’a iadei ziyarette bulundu. Anahtar Parti ziyaret heyetinde Ağıralioğlu’na Genel Sekreter Nihal Ağca, STK İlişkileri Başkanı Hayati Çetin ve Türk Dünyası Başkanı Prof. Dr. Selma Yel yer aldı. Görüşmenin ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi:

“Sayın Ümit Özdağ daha önce partimize nezaket gösterdiler, hayırlı olsun için gelmişlerdi. Biz de iadeiziyarette bulunduk. Bu arada da memleket meselelerini konuştuk…

Biz çok tekrarlıyoruz. Şimdiye kadar kurduğumuz hiçbir devleti hevesimizle kurmadık biz. Şuurumuzla kurduk, irademizle, cesaretimizle ve planımızla kurduk. Hiç kimsenin maşası olarak kurmadık. Kendi milletimize ihanet ederek devlet kurmadık. Kendi halkımızı vurarak devlet kurmadık. Kendi haklarını koruduğumuzu zannettiğimiz milletimizin canına okuyarak devlet kurmadık. Biz yaşadığımız coğrafyalara can olduk. Milletimizin ümidine imkân olduk, adalet olduk, merhamet olduk, nezaket olduk. Bunları niçin söylüyorum? Mağaralarda devlet hayali kuranlara, kendi milletine, kendi memleketine, kendi devletine sadık olması gerektiği halde istihbarat örgütlerinin maşası olanlara, kendi milletinin bağrına hançer olup saplananlara, bunu da suikast, cinayet falan gibi görmeyip kurtuluş diye takdim etme hevesinde olanlara söylüyorum.

KÜRTLER İÇİN NE YAPIYORSUNUZ DİYORLAR: KÜRTLER İÇİN ÖLÜYORUZ

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 86 milyon Türk milletindendir. Resmî dili Türkçedir. Anayasasında kayıtlı olan vatandaşlık üzerindeki tanımı değiştirilemez. Bu çerçeve içerisinde demokrasisi problemliyse geliştirilir. Hukuku hasarlıysa hukuku dünya standartlarına ulaşacak şekilde kuvvetlendirilir. Kalkınması problemliyse kalkınması halledilebilir. Topraklarımızda geçim zorluğu var. Demokrasimizin birtakım problemleri var. İfade hürriyeti ile ilgili engeller var diye hiç kimsenin buradan kendine bir devlet hayali kurmasına asla müsaade etmeyiz. Kürt’ü de PKK’ya kurban etmeyiz. Kürt’ü İsrail’e kaptırmayız. 42 yıldır Kürtleri bu cinayet şebekesi bizden almasın diye ölüyoruz, şehit oluyoruz. Bazen konuşuyorlar, diyorlar ki bize siz Kürtler için ne yapıyorsunuz? Bu siyasi bölücülük, şımarıklık konuşuyor. ‘Biz Kürtler için ölüyoruz!’ Sizin gibi bölücüler memleketi bölmesin, Kürtleri bizden almasın diye biz Kürtler için en sevdiğimiz evlatlarımızı veriyoruz.

Şimdi villa, konut konuşuluyor. Bak bir kere daha tekrarlıyorum. Sıvasız evlerde şehit olanların çocukları bugün bu yaptıklarınızdan mahzundur. Bizim mücadelemizin vicdanımızı burkan tarafı vatana kurban nice evladın yiyecek yemeği, oturacak evi, hasarsız evi yoktu; sıvasız evlerde şehit olan bir milletiz biz. Evlatları sıvasız evlerde büyüyenler, evlatları sıvasız evlerde fakirlikle büyüdüğü halde zengin olsun memleket diye şehit olanların yurdunda çocuklarımızı öldüren bir katile villa mevzubahis edilemez. Vatanımızı, devletimizi, milletimizi hangi ukdelerle ayakta tuttuğumuzu biliyoruz. O yüzden hassasiyet gösteriyoruz. Bölücülük ne siyasi olarak bizim dengimiz ne muhatabımız ne PKK’dan bir endişemiz, korkumuz yoktur. Biz bu topraklarda nice örgüt gömerek, nice bela savuşturarak, nice pusu bozarak devlet olduk. İlk defa devlet düşmanı görmüyoruz, ilk defa pusu bozmuyoruz, ilk defa ihanetle karşılaşmıyoruz. Bin yıldır buradayız.

KÜRT İLE KÜS DEĞİLİZ, PKK İLE BARIŞMAYACAĞIZ…

Anayasa konuşuluyor. Anayasada feragat etmeyeceklerimizi söylemek için söylüyorum bunu. Anayasa’da çerçeve; millî bünyemizi hasarlayamaz. Anayasa vatandaşlığı hasarlayamaz, resmî dilin yanına bir dil olmaz, bayrağın yanına bir bayrak, başkentin yanına bir başkent olmaz, olmayacak. Bunun harici, demokrasimizin sorunları var, konuşacağız. Memlekette kalkınma sorunlarımız var, konuşacağız, bugün Kürt meselesi değil de Kürt’ün meselelerini konuşacağız biz. Kalkınma sorunu var, çocuklarımız işsiz, madde bağımlılığın pençesinde, ticaret dönmüyor, bunları konuşacağız. Ama biz kendi topraklarımızda vatanımızı konuşmayız. Bayrağımızın yanına bir bayrak gölgesi düşürmeyiz. Herkes bilsin. Herkes yerinin yurdunu buna göre bilsin. Bu hassasiyet merkezinde yürüyoruz.

Biz terörden medet ummuyoruz. Sizin teröristten medet ummanıza kızıyoruz. Barışacağız diye bir şey söyleyip iktidarın bizi PKK ile barıştırmaya heves etmesine kızıyoruz. Biz Kürtlerle küs değiliz, PKK ile de barışmayacağız. Dolayısıyla Kürt’e küs değilken bir barış lakırdısına memlekette devletin vakarını, Meclisin iradesini, siyasetin bunca hassasiyetini, devletin onca güvenlik bürokrasinin ödediği bedeli bir tarafa bırakıp barış, terörsüz Türkiye falan diye bir süreci teröristlerle görüşmenize kızıyoruz. Hassasiyetimiz bu.”

begendim
0
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim
Reklam

Yorum Gönder

Yorumlar