- Bazı değerler vardır ki nice dünyevî değerlerden daha elzemdir!..
***
“Karara bağlanacak işlerde onlarla istişâre et! Kesin kararını verince de, yalnız Allah’a güvenip dayan! Çünkü Allah, kendisine güvenip dayananları sever.” (Âl-i İmrân, 159)
“Aralarındaki işlerini istişâre ederek yürütürler.” Şûrâ Sûresi 38)
***
Siyasî ve ticarî hayatta olsun, ailevî ve sair beşerî münasebetlerde olsun;
- Bazen istişare edilebilecek tecrübeli bir sırdaş (samimi bir gönül dostu olabilir, ilmiyle âmil bir mürşidi kâmil veya uzman bir danışman olabilir)…
- Bazen denize düştüğünüzde veya uçurumun kenarında elinizi bırakmayacak tutacak bir el…
***
Elemli bu imtihan dünyasında (basiretli ve ferasetli) insanoğlu;
- Sahip olduğu (makam mevki, mal mülk vs) imkân ve nimetlerle asla şımarmamalı,
- Emaneten sahip olunan o imkân ve nimetlerin (İlâhî imtihanın bir neticesi olarak) bazen azalabileceğini hatta tamamen alınabileceğini unutmamalı!..
***
İnsanoğlu (hangi sahada olursa olsun) kendi meselesinde genelde önyargılıdır;
- Elemli ve sıkıntılı hâllerde makul düşünemez, isabetli karar veremez;
- İşte istiare bu gibi hallerde ehemmiyet arzeder…
- Ancak istişare ehli ile yapılır…
- İstişare edilecek kişi (konumu ve sıfatı ne olursa olsun) mutlaka güvenilir ve sırdaş olmalıdır.
***
Sünnette İstişare ve Hz. Peygamber’in İstişare Örnekleri…
Peygamberimiz (s.a.s)’in hayatına baktığımızda, onun vahiy gelmeyen hususlarda ashabıyla istişare ettiğini görürüz. O, ferdî, ailevî, ticarî, cezaî vb. tüm konularda mutlaka istişare etmiş gerek tavsiyeleriyle gerekse amelî boyutuyla hiçbir konuda istişareyi ihmal etmemiştir.
- Ebû Hüreyre: “Resûlullah (s.a.s)’den daha çok adamları ile istişare eden bir kimse görmedim” (Tirmizi, Cihad,34) demek suretiyle bu hakikate işaret etmiştir.
Hz. Peygamber, “İstişare edilen kişi, kendisine emniyet edilen kişidir” (Tirmizi, Edep,57) buyurmuştur.
- Bu rivayete göre müsteşar/fikrine başvurulacak kimse, güvenilir bir kimse olmalıdır.
- Hadis, bir bakıma, sorunların, güven vermeyen, hakikati olduğu gibi söyleyeceğinden emin olmayan kişilerle danışılmaması gerektiğini de vurgulamaktadır.
***
Hz. Peygamber, kendisiyle istişare edilen kimsenin güvenilir olmasının adeta bir mecburiyet olduğunu, tersinin ise ihanet olduğunu şöyle ifade etmiştir:
- “Kim, bir kardeşine, gerçeğin başka olduğunu bildiği halde bir şeyi tavsiye ederse ona ihanet etmiş olur.” (Ebu Davud, İlim,8)
(Diyanet İşleri Başkanlığı, Erzurum Müftülüğü, İstişare Eden Aldanmaz)
Vesselâm…
Yorumlar