Müslüman kardeşler ihtilafa (anlaşmazlığa) düşebilir, araları bozulabilir… İhtilafa (anlaşmazlığa) düşe kardeşlerin arasını kimler düzeltecek, barış nasıl sağlanacak?
Genelde gönül kırgınlığı olanların aracı olmadan barışmaları, kucaklaşmaları istisnaî bir hâldir. Gerçekleşmesi oldukça zor olan, büyük erdemlik isteyen bir harekettir.
Malum olduğu üzere barıştırmakla alâkalı Âyeti Kerime’deki ilahî emir de buna işaret ediyor:
- “Müminler ancak kardeştirler, öyleyse iki kardeşinizin arasını düzeltin..” (Hucurât Sûresi, 10)
- Demek ki barışın olmasında esas sorumluluk, üçüncü şahısların omuzları üzerindedir.
***
Kardeşliğin bozulmasına ve küskünlüğüne sebep olan hoş görülmeyen, zem edilen hareketler genelde menfaat çatışmasından, kibirden, hasetlikten, gıybet ve iftiradan kaynaklanır…
- Kibrin, hasetliğin olduğu yerde dostluk yeşermez…
- Gıybet ve iftira; barışı bozan ve küslüğü besleyen zehirlerdir.
***
✅ Birbirleriyle ihtilafa düşen, araları bozulan Müslümanların araları düzeltmek sair Müslümanların (husûsen âlimlerin, Diyanet Teşkilatının, ilim ehli kanaat önderlerinin, aile büyüklerinin, usluların) üzerine bir vazife değil midir?..
- Diyanet Teşkilatında görevli âlimlerimizin, vaizlerimizin, din gönüllülerinin vazife sorumlulukları; kardeşlikle alâkalı âyet ve hadisleri sadece minber ve kürsülerden anlatmaktan mı ibarettir?..
- Yüce Rabbimizin “İki kardeşin arasını düzeltin” emrini kimler yerine getirecek, bu ilâhî emirin uygulanmasında onların hakemlik sorumluluğu yok mudur?..
- Sayıları az da olsa, hemen hemen her il ve ilçede bu meseleyi dert edinen, büyük gayret gösteren hocalarımızın, kanaat önderlerinin, sözüne itibar edilen aile büyüklerinin olduğunu göz ardı etmemek, onların hakkını teslim etmek gerekir…
***
Sağlığında bir araya gelmediğin, selâmlaşmadığın (meslekî, siyasî, ailevî) kardeşinin öldükten sonra;
- Cenazesine gelsen ne olur, gelmesen ne olur..
- Taziye mesajı yayınlasan ne olur, yayınlamasan ne olur!..
- Kaldı ki, sağlığında bir araya gelmeyenlerin cenazede arz-ı endam etmeleri; Allah rızası için değil muhtemelen kul rızası; ayıp olmasın kabilinden “bak, falanca cenazede bulunmadı demesinler” diye ayrı bir riyakârlık olur!..
***
✅ Barışa yol açacak kısa bir formül!..
Toplumda barış taraftarı ve küskünlüğün manevi sorumluluğunu omuzlarında hisseden üçüncü şahıslara kısa bir formül:
- Küskün taraflardan birine barıştırmak maksadıyla gitse…
- Ve “Falan şahsa gittim; “falan şahısla konuşmuyor muşsunuz… Görüyorum ki ikiniz de namazınızı kılan, orucunu tutan, İslâmî hassasiyeti olan şahıslarsınız. Belli ki bir araya gelemiyorsunuz. Ben, sizi barıştırmak için aracı olsam kabul eder misiniz?” dedim, o da kabul etti. Ve ilave etti, “Ancak bir şartım var. “Aramızda vuku bulan geçmişteki ihtilaf mevzularını (hiçbir ortamda, hiçbir zamanda) kesinlikle bir daha gündeme getirmemek şartıyla.” Şayet bunu kabul ederse, ben, her halde (ister benim mekânımda, ister onun mekânında) kucaklaşmaya hazırım dedi” dese…
İslâmî hassasiyeti olan karşı tarafın böyle bir teklife hayır demesi herhalde mümkün olmaz.
**
Şayet karşı taraf böyle bir teklife hayır diyecek olursa;
- Aracı olan üçüncü şahıs barıştırma sorumluluğunu üzerinden atmış, hem barışmak isteyeni manevî mesuliyetten kurtarmış, hem de (Allahuâlem)kendileri barıştırma gayretlerinden dolayı büyük bir ecir almış olur.
- Aynı zamanda barışa yaklaşmayan tarafın da kinini tescillendirmiş, manevî sorumluluğunun artmasına vesile olmuş olur.
**
✅ Bendeniz, bugüne kadar meslekî, siyasî, ailevî ve sosyal münasebetlerim vesilesiyle gönül kırgınlığına sebep olduğum kişilerle barışmaya, kucaklaşmaya her hâl ve zeminde (aracının yukarıda ifade ettiği şartları dâhilinde) hazırım…
- Ya sizler?
- Buna hayır diyenler olur mu?
***
✍“Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, haksızlık yapmaz, onu düşmana teslim etmez. Müslüman kardeşinin ihtiyacını gideren kimsenin Allah da ihtiyacını giderir. Kim bir Müslümandan bir sıkıntıyı giderirse, Allah Teâlâ o kimsenin kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim bir Müslümanın ayıp ve kusurunu örterse, Allah Teâlâ da o kimsenin ayıp ve kusurunu örter.” (Buhârî, Mezâlim 3; Müslim, Birr 58)
Vesselâm…
Yorumlar